Tekirdağ’da fabrika bacalarından hidrojen üretimi başladı

TEKİRDAĞ’da Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) ve sanayi iş birliğiyle hayata geçirilen projeyle fabrika bacalarından çıkan karbonmonoksit gazı, atmosfere karışmadan hidrojen üretilmeye başlandı. Bölgenin yeşil enerji dönüşümüne katkı sağlaması için hayata geçirilen projeyle elde edilen hidrojenin endüstriyel tesislerde yakıt ve elektrik üretiminde kullanılabileceğini belirten Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, “Hidrojen üreterek fabrikanın ihtiyaç duyduğu enerjiyi yeşil enerjiyle telafi ve desteklemiş oluyoruz” dedi.

NKÜ Çorlu Mühendislik Fakültesi ve teknoloji alanında faaliyet gösteren firmalar, organize sanayinin yaygın olduğu bölgedeki yeşil enerji dönüşümünü yaygınlaştırmak amacıyla iş birliği başlattı. İş birliği kapsamında imzalanan protokolle bölgedeki tesislerden salınan zehirli karbonmonoksit gazını hidrojene dönüştürebilen sistem geliştirildi. Geliştirilen sistemle karbonmonoksit gazı üzerine yüksek sıcaklıklarda özel geliştirilmiş katalizörlerle birlikte su püskürtülüp karbondioksite dönüştürülerek, hidrojen gazı elde edildi.

‘KÖMÜR KULLANIMI HAVA KİRLİLİĞİNE SEBEBİYET VERİYORDU’

Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, yapılan projeyle fabrika bacalarından salınan zehirli gazın, atmosfere çıkamadan hidrojene dönüştürülerek, yakıt ve elektrik üretiminde kullanılmaya başlanacağını söyledi. Üniversite-sanayi iş birliği ile gerçekleşen projenin önemine değinen Tecer, “Fabrika bacalarından, özellikle kömür yakan tesislerin bacasından çıkan karbonmonoksit kirleticisinden geliştirilen teknolojiyle yakıt olarak kullanılabilecek hidrojen elde ediyoruz. Şimdi son zamanlarda bölgemizde faaliyet gösteren sanayi tesislerinde özellikle doğal gaz fiyatlarındaki artış nedeniyle bir rekabette zorlanma meydana geldi ve alternatif olarak kömürün kullanılması da bu bölgede yoğun hava kirliliğine sebebiyet veriyordu. Biz bu bölgenin bu sorununa bir çözüm olması amacıyla yaptığımız araştırma neticesinde bir teknoloji firması ve yerli üretim firmasıyla üniversitemiz olarak bir konsorsiyum, bir protokol imzaladık. Bu projeye sistem süpervizörlüğü ve danışmanlık veriyoruz. Dolayısıyla bu bölgede doğal gaz kullanımı ve hava kirliliğinden oluşan problemlere teknolojik olarak bir çözüm bulma arayışımıza bugün bu projeyle start verilmiş oluyoruz” ifadelerini kullandı.

‘KARBONMONOKSİT GAZINI YEŞİL ENERJİYE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ’

Bacadan çıkan karbonmonoksit gazını proje kapsamında, yakıt olarak kullanılabilecek hidrojen gazına dönüştürdüklerini anlatan Tecer, “Bu karbonmonoksit gazı üzerine yüksek sıcaklıklarda özel geliştirilmiş katalizörlerle birlikte su püskürttüğümüz zaman karbondioksite dönüşürken, hidrojen gazı da elde ediliyor, açığa çıkıyor. İnovasyon burada şu, bu hidrojen gazının yakıt olarak kullanılabilmesi için yüzde 99 saflık seviyesine ulaşması gerekir. Bunu da bu teknoloji firmasının geliştirdiği hidrojen süzücü membranlarla sağlamış oluyoruz. Sistemi uzun süredir takip ediyoruz ve bu bölgenin bu anlamdaki hem yeşil enerji dönüşümünde hem hava kirliliğinin azaltılmasında hem de yurt dışında ve yurt dışında rekabet koşullarına katkı vermek amacıyla bir çözüm olarak gördük ve bunu ortaya koyduk. Bugün itibarıyla da bu bölgede bu anlamda projelerimize başlamış olacağız” diye konuştu.

‘ZEHİRLİ HAVA KİRLETİCİSİNİ ATMOSFERE ATILMADAN ENGELLEMİŞ OLUYORUZ’

Prof. Dr. Tecer, projenin sanayici ve bölge için önemli olduğunu ifade ederek, “Özellikle bu bölgede tekstil firmalarının bacalarından, kömür yakan tekstil firmalarının bacalarından çıkan karbonmonoksit konsantrasyonları ortalama 50-150 mg/metreküp seviyesinde. Karbonmonoksit bildiğiniz gibi önemli bir hava kirletici, zehirli bir etkiye sahip. Bu hava kirleticisi karbonmonoksiti bu sistemle biz karbondioksite ve su ile ilave ettiğimiz zaman da hidrojene dönüştürmüş oluyoruz ki bu anlamda zehirli olan bir hava kirleticisini bacadan atmosfere atılmadan engellemiş oluyoruz. Ayrıca da hidrojen üreterek fabrikanın ihtiyaç duyduğu enerjiyi yeşil enerjiyle, hidrojen enerjisiyle telafi ve desteklemiş oluyoruz. Bu sistemin maliyeti konvansiyonel yakıt sistemlerine göre, özellikle doğal gaza göre ve kömüre göre 3’te 1 oranında daha düşük. Eğer burada kullanılacak elektrik enerjisinin güneş santrallerinden ya da güneş enerji sistemlerinden alınırsa bu maliyette 4’te 1 oranına kadar düşecek durumda” ifadelerini kullandı.

Tecer, ayrıca gelinen noktada, üretimi tamamlanan sistemin arzu eden fabrikalarda kullanılmaya hazır hale geldiğini aktardı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir